BİLGİDEN ÖNCE AHLÂK
Bir insanı gerçekten kıymetli kılan şey nedir? Sahip olduğu diploma mı, kurduğu cümleler mi, taşıdığı unvan mı; yoksa bütün bunların arkasında duran karakteri, vicdanı ve ahlâkı mı? Bugün modern dünyanın en büyük krizi işte burada başlıyor. Çünkü çağımız bilgi üretiyor; fakat aynı hızla insanı yormayı, sertleştirmeyi ve içten içe boşaltmayı da başarıyor. Herkes konuşuyor ama gerçekten söz söyleyen az. Herkes biliyor ama bildiğiyle amel eden azdan da az.
Oysa bizim medeniyetimizde ilim yalnızca dolgu malzemesi değil, insanı olgunlaştıran bir bütündü. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, sadece öğretmene duyulan saygıyı değil, bilginin ahlâkla birleştiğinde ne kadar büyük bir kıymete dönüştüğünü anlatıyordu. Mesele, çok bilmek değil, doğru insan olabilmekti. Bundan dolayı Efendimiz (sav) “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” demişti.
Bugün çocuklarımızın önünde her zamankinden daha fazla bilgi var. Bir tuşla dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyor, saniyeler içinde yüzlerce içerik görebiliyorlar. Fakat asıl mesele bilgiye ulaşmak değil, o bilginin insana ne yaptığıdır. Çünkü bir çocuk çok şey öğrenebilir ama merhameti öğrenmezse, başarılı olabilir ama paylaşmayı bilmezse, konuşabilir ama kırmadan konuşmayı öğrenemezse eksik kalır. Yani çocuğa sadece nasıl başarılı olunuru değil, nasıl iyi insan olunuru da verebilmek gerekiyor. Aksi hâlde eğitim yalnızca diploma kazandırır. Karakter eksik kalır. İşte bugün yaşadığımız birçok kırılmanın temelinde de bu var. Ölçü bozulunca, eğri cetvelden doğru çizgi çıkmıyor.
Güzel görünmek, iyi görünmek, güçlü görünmek; iyi insan olmaktan daha fazla öne çıkarılıyor da önemli olan kıyafet mi, kifayet mi? İnsanlar etkileyici konuşmayı öğreniyor ama gönül incitmeden konuşmayı öğrenemiyor. Başarıdan söz ediyoruz; fakat güvenilir olmayı, emanete sahip çıkmayı, kul hakkından sakınmayı aynı ölçüde konuşmuyoruz. Oysa bir insanı gerçekten kıymetli yapan şey sadece ne bildiği değil, bildiğiyle nasıl bir insan hâline geldiğidir. Bilgi insanı olgunlaştırıyor, merhametli kılıyor ve faydalı hâle getiriyorsa kıymetlidir. Yoksa makam da alkış da insanın içindeki boşluğu doldurmaya yetmez, yetmiyor.
Biz de bu sayıyı bu pencereden oluşturduk. Zira çocuk yalnızca büyütülen biri değildir; büyüklere insanlığı yeniden öğreten küçük bir aynadır. “Küçük çocuğu olan onunla çocuklaşsın” tavsiyesi, aslında insanın içindeki merhameti diri tutma çağrısıdır. Zira çocukla konuşabilen, onun dünyasına inebilen insan; kibri, sertliği ve yapaylığı biraz olsun üzerinden atabilir. Masum çocuklar bize, insan olmanın hâlâ mümkün olduğunu hatırlatır.
Bu sayıda yer alan bütün yazılar tek bir hakikatin etrafında birleşiyor: Bilgiden önce ahlâk… Çünkü insanı ayakta tutan şey yalnızca aklı değildir; vicdanıdır. Bir toplumun geleceğini belirleyen şey yalnızca yetişmiş insan sayısı değil, yetişmiş insanın nasıl bir karakter taşıdığıdır. Merhametsiz zekâ, vicdansız başarı ve ahlâksız bilgi insanlığı kurtaramaz. Dünyayı daha yaşanır hâle getirecek olan şey; bildiğiyle kibirlenen insanlar değil, bildiğiyle insan kalabilen insanlardır.
Bu sayının; kalbi yormayan, vicdanı uyandıran ve insanı kendisiyle yeniden yüzleştiren bir yolculuğa vesile olması duasıyla…
İyi okumalar.