İRFAN MEKTEBİ DERGİSİ HAZİRAN 2022

  • 0.0 Yorum var.
  • Ürün Kodu : 04 03 22 06
  • Marka : SÜEDA

  • Toplam Fiyat
  • Fiyatı
    4,00 TL + KDV
  • Adet :
  • Çevirmen
  • Yayın Tarihi
  • ISBN
  • Baskı Sayısı
  • Dil
  • Sayfa Sayısı
  • Cilt Tipi
  • Kağıt Tipi
  • Boyut
  • Aynı Gün Kargo
  • En Ucuz Ürün
  • Fırsat Ürünü
  • Hediyeli Ürün
  • Hızlı Kargo
  • İndirimli Ürün
  • Özel Ürün
  • Sınırlı Sayıda
  • Şok fiyatlı
  • Yeni Ürün
  • Ücretsiz Kargo

İSTİKAMET ÜZERE MİYİZ?

Ve perde açıldı… Dünya hayatı başladı…

Dünyaya gözümüzü açtığımız o ilk anı hatırlamıyoruz, değil mi? Ne olup bittiği ile ilgili hiçbir fikrimiz olmadığı o zaman hakkında ne bir fotoğraf, ne bir ses, ne bir mimik… hiçbir şey yok zihnimizde.

Kendimizi aynada ilk gördüğümüzde yaşadığımız şaşkınlık, yüzümüze ilk defa değen rahmet damlaları, elimizi ilk yaktığımız ve sıcakla tanıştığımız o anlar da yok hatıralarımızda…

Sorumluluk almaya başladığımız ve nefsimizle didiştiğimiz can sıkıntılı günleri hatırlarız ama. Ben ben demeye başlayıp, her şeyin bizim etrafımızda döndüğünü fark edemesek de hal ve hareketlerimizle ifade ettiğimiz zamanlardan da bir iki kırıntı kalmıştır belki belleklerimizde. Kendimizi fark etmeye başlayıp da hayatın zorluklarıyla yüzleşmeye başladığımız zamanlar daha net aklımızda. İlk yenilgimiz, belki öfkemiz, diğer tarafta başarılarımız gibi kalıcı olan başka şeyler…

Şimdi hepimiz farklı yaşlardayız. İçimizde kendisine hedef belirleyip ona doğru gidenler de var, zevahire tabiyiz deyip akıntıya uyum sağlamaya çalışanlarımız da…

Nerede başladığımızı şuurlu olarak değil, ancak anne-baba ve etrafımızla, belki fotoğraflarla bilebildiğimiz zamanlardan, nerede ve nasıl biteceğini bilmediğimiz bir dünya hayatı sürüyoruz. Önümüze baktığımızda bitmeyecek bir yolculuk hissi olsa da, geriye dönüp baktığımızda etrafımızda ve kendimizde gördüğümüz bitişe doğru çok belirtiler, resimler şimşek gibi çarpıyor yüzümüze.

Ve bir tedirginlik başlıyor, dünyaya gelişte hissetmediğimiz ama gidişini öğrendiğimiz anda. Bir bilinmeze, yokluğa, bilinmezliğe dediğimizde ise karşımıza kâinat kitabı, peygamber/ler ve ilahi kitap/lar çıkıyor. Bize ait ne varsa yayıp döküyor ortaya. Atacağımız adıma kadar bir nizam, düzen, kurallar silsilesi ve hayata istikamet kazandıracak şeyleri söylüyor. Akıl baliğ olan her bir insan da bunlara muhatap ve mesul oluyor.

Ve bütün zamanlara, insanlara ve en özelde bize bütün haşmetiyle sesleniyor: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”

Vahy edildiği söylenen arı ve tabi olmakla ortaya koyduğu neticeler örnek gösteriliyor. Emre tabi olmamakla helak olan kavimler koyulmakla önümüze hem dünyada hem de sonrasında karşılaşılacak tablolar resmediliyor…

Hasılı, insan için istikamet varlığı ve bu istikametin Allah’ın emir ve yasaklarında olduğu, Kur’an ve Sünnete tabi olanların ancak istikameti bulabileceği, en müstakim yolun vasat/orta yol olduğu ve insanın vasatı yakalayabilmesinin ancak İslamiyet’le olabileceği net olarak beyan ediliyor.

Burada kesiyoruz, ara veriyoruz ve perde kapanıyor…

Şimdi kendi kendimizeyiz ve soruyoruz: Ben ne haldeyim? Perde tamamen kapanmadan önce başladığım ve geldiğim yer arasında nasıl bir istikamet var? Doğru olan yolda mıyım? Emr olunduğum üzere miyim?

Ayetlerde dünya hayatının bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğu söylenir, bazı insanlar için. Bizim hayatımız da sadece rol kestiğimiz, sona geldiğimizde her şeyin bitip, rolden sıyrılıp kafamıza göre takılacağımız bir senaryodan mı ibaret? Yoksa bize bahşedilen ve doğrusu yanlışı belirlenmiş ve ayetle ikaz edilen istikamet üzere miyiz?

* Yorum eklemek için Üye Girişi yapınız.
Pozitif Oran 0,00 0,00 0,00 0,00 0,00