Powered by:Proticaret
İRFAN MEKTEBİ DERGİSİ MAYIS 2018 : Yeni Çıkanlar : www.e-sueda.com
 
Ürün Kodu: 04 03 18 05
7,00 TL
Ürün üstüne yazılmasını istediğiniz metni ödeme sayfasında açıklama bölümüne belirtin
Fiyatı : 1,39 TL + KDV
Kdv Dahil Fiyatı : 7,00 TL
Adet:
Sepete Ekle
Kargo Fiyatı
  • KARGO TÜRKİYE İÇİ GÖNDERİLERİ: 4,00 TL
  • YURTDIŞI GÖNDERİLERİ PTT: 15,00 TL
 MAYIS AYI EDİTÖR YAZISI

VAHİY VE FELSEFE

İnsanın serüveni Âdem (as) ile başladı. O günden bu yana insanlığın -Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle- “bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor, diğer vechini felsefe tutmuş geliyor”. Yani insan ya vahye yani kitap ve peygambere kulak verip hayatını ona göre tanzim edecek ya da enesine tabi olup nefsin, şeytanın ve şeytanlaşmış insanların sözlerine kulak verecektir.

Nitekim öyle de olmuştur. İlk insan, ilk peygamber Âdem (as)’ın çocukları olan Habil ve Kabil’in de imtihanı bu yönde seyretmiştir. Habil Allah’ın emri gereğince hareket ederken, Kabil nefsine uyup kardeşini katletmiştir. İnsanları vahyin dışında tutacağını Allah’a karşı söyleme cüretinde bulunan şeytanın da kaybı, yine tuttuğu felsefeden kaynaklanmıştır. Emr-i İlahiye değil de enaniyetine itimat etmiş ve kaybetmiştir.

Tarih boyunca bütün mücadelelerin temelinde bu iki husus vardır: vahiy ve felsefe. Günümüzde de aynen devam etmektedir. Ki kıyamete kadar da devam edecektir.

Şimdilerde memlekette ‘deizm’ konuşuluyor. Bunun üzerinden operasyon çekilmeye çalışılıyor. Diğer tarafta ise nihilist düşünceler, ateist yaklaşımlar, sünnet ve hadis inkârı vs. Evet, baştan beri söylediğimiz iki yoldan biri olan felsefe zaman zaman baskın oluyor ki o zamanların artçıları günümüzde devam ediyor. Zayıf düşen tarafa baskı uyguluyor ve toplumda kırılmalara sebep oluyor.

Evet, zayıf düşen taraflara baskı var. Bu da beklenen bir durumdur. Anormal olan ise, zayıf düştüğümüzü kabul edip, buraları kuvvetlendirmeye çalışmamaktır. Lebalep iman dolu bir insan ve toplumda böyle fikirlerin yer bulup tutunması ve tesir icra etmesi kolay değildir. Asr-ı saadet buna ne güzel örnektir.

Öyle ise bize düşen, vahyin sözünü yükseltmek, vahyin tezgâhında yetişen insan sayısını artırmaktır. Kuvvetli iman dersleriyle kendimizi yenilemektir.

Bediüzzaman Hazretleri, yüzyılın ilk çeyreğinde şunları söylüyordu, calib-i dikkattir: “Dünya, büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri sarsılan Garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.”

Tarih en büyük derstir. İnsanlık tarihi boyunca vahye sarılan kurtulmuş, felsefeye uyan helak olmuştur. Bu zamanda en büyük sıkıntı ise, iman meseleleri üzerindedir. Bizler de mesaimizi iman üzerine yoğunlaştırmadıkça, burnumuzu felsefe bataklığından kurtarmak mümkün olmayacaktır.

Dergimize abone olun, her ay kapınıza gelsin. Abone olmak için lütfen tıklayınız.

Dergimizin web sitesini ziyaret ederek okuma çalışmaları yapabilir, dergimiz hakkında ayrıntılı malumata sahip olabilirsiniz. Ziyaret etmek için lütfen tıklayınız.