Powered by:Proticaret
İRFAN MEKTEBİ DERGİSİ ARALIK 2018 : www.e-sueda.com
Ürün Detayı
 
Ürün Kodu: 04 03 18 12
10,00 TL
Ürün üstüne yazılmasını istediğiniz metni ödeme sayfasında açıklama bölümüne belirtin
Fiyatı : 1,98 TL + KDV
Kdv Dahil Fiyatı : 10,00 TL
Taksitli : 3,33 TL Taksit Sayısı  3
Adet:
Sepete Ekle
Kargo Fiyatı
  • KARGO TÜRKİYE İÇİ GÖNDERİLERİ: 4,00 TL
  • YURTDIŞI GÖNDERİLERİ PTT: 15,00 TL

Ne Konuştuğunun Farkında mısın?

Hep konuşageldiğimiz bir mevzu var, “kelimeler değişirse hayat tamamıyla değişir” diye… Bu ay kapağa taşıdığımız yazı, bu manada beş kelimeyi inceliyor ve bize bir farkındalık veriyor.

Farkındalık denildiğinde ilk aklıma gelen hep Nisa Suresi 136. ayetteki şu beyandır: “Ey iman edenler, iman edin!…” bunun üzerine uzun uzun farklı cihetlerden söylenecek sözler elbette var. Konudan kopmamaya çalışarak şunları söylemek isterim. Öyle şeyler var ki ünsiyet ettiğimiz, alışıp belki her zaman görsek de sanki hayatımızda hiç yokmuş gibi davrandığımız… Farkına vardığımızda, bu da mı vardı veya böyle miydi, dediğimiz… Her neyse, bir zaman bir genç ders çalışıyordu. Ona kitabın ismine doğru giden sorular sorduğumda, her birisi için sayfaları geriye çevirip cevap vermek zorunda kaldı. Kitabın ismi de dâhil olmak üzere. Yani demem o ki bazen işin içine öyle dalıyoruz ki, ne yapıyoruz, neyle uğraşıyoruz, ne konuşuyoruz haberimiz bile olmuyor…

Bunu, kelimelerimiz için de rahatlıkla fakat üzülerek söyleyebiliriz. Ki bu farkındalık mesafesi arttıkça, toplumsal/ictimai mesafe de açılıyor maalesef. Ki bunu Konfüçyüs şöyle ifade etmişti, hatırlayacaksınız. “Şüphesiz önce dili düzeltirdim. Peki neden? Çünkü dilde bozukluk varsa söylenen şey tam olarak anlatılamaz; eğer söylenilen, gerçek manayı yansıtmazsa asıl iş gerçekleşmez. İş gerçekleşmez ise sanat ve ahlak çöker, sanat ve ahlak çöküntüye uğrarsa adalet yoldan çıkar, eğer adalet yoldan çıkarsa çaresiz kalan halk bunalıma sürüklenir. Neticede doğru karar verme imkânı ortadan kalkar. İşte bu durumları önlemek için dil, tüm öğretilerin üzerinde önem taşır...”

Gerek şahsi manada gerekse bileşenlerden teşekkül eden ictimai hayatta karşımıza çıkan menfi durumların kırılma noktaları buralar olabilir mi? İhtimal, hatta kuvvetle muhtemel!

Uluslararası bir sempozyumda günün TDK Başkanı, Azerbaycanlı bir akademisyenin “Bizim ortak kelimelerimizi ne zaman kullanıma koyacaksınız?” sualine karşı, “Kelimeler sopa zoruyla, devlet eliyle kullanıma sokulamazlar, bu konuda halktan, insanlardan, sivil çalışmalardan desteğe ihtiyaç var” mealinde sözler sarf etmişti. Evet, kelimeler kullanıldıkça hayat bulur, zaman içindeki ilgili tüm manaları içerisinde barındırarak ileriye taşır. Bir kelime bile çoğu zaman derinlemesine medeniyet anahtarı olabilir.

Elbette sivil yapı içerisinde devam edip boy verecek kelimeler var ve olacak, fakat kesintiye uğrayan kadim kelimelerimizi günümüze taşımak el birliği ile olacaktır. İçi boşaltılan kelimelerin farkındalığı sivil-kurum çalışmalarla yapılacaktır. Günlük ve konjonktürel değil, eski ile yeniyi birleştiren medeniyet tasavvuru ve devlet anlayışı ile farkındalık elde edilebilecektir. Ki bu sayede hakiki medeniyet tasavvurdan çıkıp teşekkül edebilsin. Yaralarımız kapanıp hem insanımız hem toplum hayatımız şifa bulabilsin.

Söz çok, fakat yerinde ve dozunda olması, hem konuya ait esası ortaya koyacak nitelik ve nicelikte bulunması yani efradını cami ağyarını mani olmalı deyip 2018’in son sayısı ile baş başa bırakalım.

Dergimize abone olun, her ay kapınıza gelsin. Abone olmak için lütfen tıklayınız.

Dergimizin web sitesini ziyaret ederek okuma çalışmaları yapabilir, dergimiz hakkında ayrıntılı malumata sahip olabilirsiniz. Ziyaret etmek için lütfen tıklayınız.